Bize Her gün Anneler Günü    

Kendimi, benliğimi hissettiğim ilk andı o… Karanlık, sıkışık bir yerin içinde yaşama uyandım. Dışarı çıkmak istedim ama bunun için bir çabam olmadı. Bana bağlı olan o etten zinciri hiç kırmaya çalışmadım, nedenini de hiçbir zaman anlamadım. Aslında kimse engel de olmadı. His işte, zamanla olması gerekeni bekliyor insan sanırım.

Hayatımda hep ilk anları hatırlıyorum, unutmak istediklerim de var elbet içlerinde ama işte ilk olanı son yaşanmışlık gibi anımsıyoruz.

Zaman geçti ve o huzur veren hapisten çıkarıldım. Daha ne olduğunu anlamadan ilk şaplağı attılar zaten… İnsan dünyaya geldiğini anlasın diye yapıyorlar bence. Doğduk diye insan dövülür mü? ))

Ama haklılarmış, şimdi anlıyorum neden olduğunu. Seni hayata hazırlıyorlar. ‘Daha çok dövüleceksin, alış buna’ diyorlar.

Ama sonra seni pamuk kaplı kollara, o güven duygusunu ilk hissettiğin ana bırakıyorlar. Ne zaman bir şaplak yesen sığınacağın limanı o gün öğreniyorsun.

İlk zamanlar anlam veremediğin o kalabalığa bakıyorsun, onlar da sana. Saatlerce izliyorsunuz birbirinizi. Hepsi de kocaman geliyordu gözüme. O koca koca insanların beni bir kez gülümsetmek için verdikleri çabayı, çıkardıkları komik sesleri unutmak mümkün mü? Tek bir gülüş için nasıl bir çaba bu hiç anlamıyordum o zamanlar. Şimdi o koca koca insanlar olsa da sürekli gülsem diye bakıyorum etrafıma.

O kalabalığın içinde bir kişi vardı ki işte o bambaşkaydı. O pamuk kolların sahibi olduğunu söylemeden anladım. Hepiniz anlamışsınızdır. Gözümü ne zaman açsam başımda. Bazen ‘bir rahat yok’ dedirtiyordu ama bütün nazımı da o çekiyordu.

Zaman geçtikçe o kalabalık dağılmaya, tek tek azalmaya başladı. Artık hep o kişiyi görmeye başladım. Beni besleyenler, temizleyenler, bir kez öksürdüm diye uykusuz başımda bekleyenler hep onlardı. O şaplaktan korkmamayı öğretenler de onlardı. Öyle güven verdiler ki kimse artık bana dokunamaz gibi geldi. Ama kadın olanı bir başkaydı. Onu hep daha çok gördüm. Hiç durmadan konuşurdu, hep anlatacağı bir şeyler vardı hatta o garip sesleri çıkarmayı bile bırakmadı. Bir ömrü geçiriyorum ve beni gülümsetmekten hiç vazgeçmedi.

İlk adımlarımı atmaya yeltendiğimde yine o… Hiçbir zaman değişmedi. Ne zaman düşmeye kalksam koşup elimi tutar, yıkılmaz dayanak olurdu. Artık ben bir el tutacak, bir dayanak olacak yaşa geldim. Hala yalpaladığım zamanlarda o el yine sırtımda, düşmeme izin vermiyor.

Şimdi öyle iyi anlıyorum ki o ilk dünyaya geldiğimdeki şaplağı… İnsanlar birbirlerine, sana zarar veriyor ama ailen, hep yanında olan o iki kişi kolluyor arkanı. Düşüyorsun, kalkıyorsun, okuyorsun, mezun oluyorsun, dayak yiyorsun, dövüyorsun, aşık oluyorsun, terk ediliyorsun, kalbin kırılıyor, kalp kırıyorsun, iyi oluyorsun, kötü oluyorsun yanında oluyorlar. Arkanda öyle duvar gibi duruyorlar, soluklanmak için bir durup sırtını yaslıyorsun.

‘Biz’ elbette bir anne gibi olamayız, her anınızda yanınızda olamayız ama ihtiyacınız olduğunda elinizi tutarız. Kan bağı olmadan aile olmayı başarabilmiş nadir insanlarız…

Ve anne olmaya aday her kadını da dahil ederek Anneler Gününüzü Kutlarız.

 

“Bize Her gün Anneler Günü    ” için 2 yanıt

  1. Her anne bir Güneş kadar kadar kıymetli ve özel dır.Bütün Annelerin anneler günü kutlu olsun.Mutluluk la😁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir